Frida ve Diego: Aşk, Sanat ve Acı

Frida ve Diego: Aşk, Sanat ve Acı

Frida ve Diego: Aşk, Sanat ve Acı

Frida ve Diego: Aşk, Sanat ve Acı

Sanat tarihinde, modern sanatın önemli isimlerinden Frida ve Diego’nun, sıradışı yaşamlarında üç tane ön plana çıkan tema bulunuyordu. Aşk, sanat ve acı. Böylece Diego Rivera ve Frida Kahlo modern sanatın en önemli sanatçılarından oldular. Frida’nın yaşadığı acı deneyimler ve Diego’nun politik tutumları, onları, birbirlerine olan aşkı ve sanatlarında birleştirdi. Bugünkü sanat yolculuğumuz, Frida ve Diego’nun yaşamları, aşk hikayeleri ve sanatları üzerine olacak. 

Diego Rivera’nın Hayatı

Modern sanatın öncülerinden Frida ve Diego, farklı yaşamların bir araya getirdiği iki isimdir. Diego Rivera, 1886 yılında Meksika’nın Guanajuato kentinde dünyaya geldi. Bebekliğinde çok zayıf bir bünyeye sahip olmasına karşın Diego yaşama tutundu. Babasının Harp Okuluna gitmesi konusundaki baskılara karşı dik durarak ünlü peyzajcı José María Velasco’nun yanında San Carlos Akademisi'nde geceleri dersler aldı. Daha sonra dönemin eğitim bakanından burs alarak İspanya’ya gitti. Burada Eduardo Chicharro'nun atölyesinde çalışma fırsatı yakaladı. 

Erken döneminde duvar resimleriyle Diego, Fresk sanatını Latin Amerika’da yeniden canlandırdı. Ancak San Carlos Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitim alıyorken, katıldığı eylemler yüzünden okuldan atıldı. Öğrenimine devam edebilmek için Paris’e gitti. Burada Pablo Picasso ve Amadeo Modigliani gibi önemli sanatçılar ile temas kurdu. 1920’li yıllarda Rönesans sanatına ilgi duyan Rivera, İtalya turuna çıktı. İtalya’da gördüklerinden çokça etkilenen sanatçı bunları Meksika’ya uyarlamak istese de Meksika’ya döndüğünde ülkenin politik durumu buna müsade etmedi. 

Rivera, politik yönünü sanatıyla belli eden ve bu konuda çekince göstermeyen bir sanatçı oldu. Bu dönemde Meksika Devrimi ile ilgili eserler verdi. Fakat yine de Rönesans sanatının etkisi altında kalarak bunu kendi mistik ve sürreal Meksika sanatına evirdi. Rivera, 1934 yılından sonra ABD’de yaşadı. Burada pek çok duvar resmi yaptı. Öldüğünde henüz Meksika Ulusal Sarayı’nda yaptığı, Meksika tarihi konulu devasa duvar resmi bitmemişti. Hızlı ve çalkantılı yaşantısına sayısız sanat eseri, Frida Kahlo ile iki kez olmak üzere toplam beş evlilik sığdırdı. 

Frida Kahlo’nun Hayatı

Frida Kahlo, 1907 yılında Meksika’da dünyaya geldi. 6 Temmuz’da doğmasına rağmen kendi doğum gününü bu tarih olarak kabul etmez. Asıl doğum günü yerine Meksika Devrimi’nin gerçekleştiği tarihi yani 7 Temmuz’u işaret etmiştir. Henüz 6 yaşında geçirdiği çocuk felcinden sonra bir bacağı engelli kalmış. Bu sebeple de çocukluğunda ‘’Tahta Bacak Frida’’ denilerek akran zorbalığına maruz kalmıştır.

Dönemin en iyi okullarından biri olan Ulusal Hazırlık Okulunda eğitim aldı. Burada felsefe, edebiyat ve sanat alanlarına yöneldi. Aktif ve sosyal bir genç kızdı. Politikaya da oldukça ilgiliydi. 18 yaşına geldiğinde çok büyük bir trafik kazası geçiren Frida’nın hayatı tamamen değişti. Artık kendisini acılar ve ağrılarla dolu bir hayat bekliyordu. Güçlü karakteri, hayata sağlam bir şekilde tutunmasını sağladı. Böylece Frida, hayata sanat ile tutundu. 

32 kez ameliyat geçirdi. Acı dolu yaşantısına pek çok otoportre, sürrealist resimlerle anıldı. Ayrıca Frida ve Diego ile ilişkisini konu alan büyük aşkını eserlerine sığdırdı. Hem beden hem psikolojik sağlığı oldukça etkilenen Frida, son yıllarında yoğunlaşan acılarından kaçmak için devamlı resim yapmıştı. Meksika, Amerika ve Fransa’da da birçok sergi açmış, 1943 yılında sağlığı iyice bozulmasına rağmen La Esmeralda isimli sanat okulunda tam on yıl eğitim vermiş. Frida Kahlo, yaşamı boyunca kendi ifadesiyle; aşkın, acının ve devrimin kadını oldu. 

Frida ve Diego'nun Aşk Hikayesi 

1927 yılında yeniden yürümeye başlayan Frida, bir arkadaşı aracılığıyla ‘’Meksikalı Michelangelo’’ olarak bilinen Diego Rivera ile tanıştı. Frida, çizdiği resimleri Diego’ya gösterdi. Sanat ve politika üzerine bol bol sohbet ettiler. Kısa sürede Frida Kahlo ve Diego Rivera Aşkı doğdu. Frida ve Diego 1929 yılında evlendiler. Diego’nun üçüncü eşi olan Frida evlilikleri boyunca güvercine, Diego ise file benzetilirdi. 

Frida ve Diego 1930 yılında ABD’ye taşındılar. Evliliklerinden iki yıl sonra Frida, "Frieda ve Diego Rivera" isimli eserini yaptı. Bu eser, Frida’nın bir sergide yer alan ilk eseriydi. Frida yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle bir çocuğunu aldırmak zorunda kaldı ve iki kere düşük yaptı. Deneyimlediği fiziksel ve psikolojik acıların üstüne Diego’nun sadakatsizlikleri de eklenince 1939 yılında Frida, Diego’dan ayrıldı. Fakat ilişkileri çalkantılı toksik bir ilişkiye dönüştüğü için bir yıl sonra tekrar evlendiler. İkinci evliliklerinden sonra Frida ve Diego, Frida’nın çocukluğunun geçtiği mavi eve taşındılar. Bu süreçten sonra Frida ve Diego evliliklerini daha bağımsız yaşadılar. 

Frida'nın Acıları ve Resimlerine Yansıması 

Frida’nın tarzı, sürrealist bir Meksika üslubunu ifade eder. Sanat tarihinde kendine özgü sanatı ile bilinen sanatçının eserleri, kullandığı teknik, tercih ettiği akım ve renk paleti itibariyle dikkat çeker ve eser, Frida’nın resmi dedirtir. Yaşadığı tüm biyolojik, fiziksel ve psikolojik sancı ve acıları sanatına aktarmıştır. 

Frida kendi ifadesiyle; ‘’kendi gerçeğinin resmini’’ yapar. Örneğin; Kırık Omurga isimli eserinde yaşadığı fiziksel acılar ön plandadır ve bu acılarla Frida, yüzleşmek zorundadır. Yüzleşmek de acılıdır. Ya da Diego’dan ayrıldığı yıl yaptığı İki Frida isimli eserde daha çok yaşadığı üzücü durumlar ve psikolojik acılar ön plandadır. Tablo, Frida ve Diego’nun ayrılığını temsil eder. Sanatı, kendi yaşamına bir ayna olarak gören Frida, acılarını resmederek acılarının üstesinden sanat ile gelmiştir. 

The Broken Column - Kırık Sütun - Kırık Omurga

Yukarıdaki görsele tıklayarak ürünümüze ulaşabilirsiniz.

The Broken Column - Kırık Sütun (Kırık Omurga) 

Frida Kahlo’nun Kırık Omurga isimli eseri, sanat tarihinde oldukça ünlü bir eserdir. Burada sanatçı tüm çıplaklığı ile izleyici karşısındadır. Tıpkı Frida ve Diego’nun yaşadığı hüzünlendirici aşk gibi bu tablo, sanatçının acılarını temsil eder. Sürrealist üslupta yapılan bu eserde çıplak bedenini ikiye bölen omurga kırıklarını belli eden aparat iki göğsünün arasındadır. 

Birçok çivi ve omuzlarıyla belini birbirine bağlayan beyaz kemerler bulunur. Belinin altında da beyaz bir örtü ve bu örtünün üzerinde aşağıya doğru giden çiviler yer alır. Bakışlarındaki derin ifadesi ile otoportre, eseri izleyen kişi ile temas halindedir. Kırık Omurga isimli eseri Tablohane’den satın alarak dilerseniz kanvas, MDF ve cam tablo modellerinde esere duvarlarınızda hayat verebilirsiniz.

Self Portrait with Monkey 1938

Yukarıdaki görsele tıklayarak ürünümüze ulaşabilirsiniz.

Self Portrait with Monkey 1938 - Maymunla Otoportre 1938 

Frida Kahlo bir otoportre sanatçısı denilebilir. Ancak Frida ve Diego’nun eserleri arasında öne çıkan Maymunla Otopore isimleri tabloda dikkat çeken ilk unsur, Frida’nın pek de gerçeğe uygun olmayan uzun boynu. Yine sürrealist bir üslupta yapılan eserde her detay özeldir. Frida’nın boynundaki garip kolye, arka fondaki yapraklar, omzunda duran şirin bir maymun. Üstelik maymun Firda’ya sarılmıştır, yani dostudur. Bu sevimli otoportreyi Tablohane’den ziyaret ederek satın alabilir, evinizin duvarını renklendirebilirsiniz. 

Ben ve Papağanlarım

Yukarıdaki görsele tıklayarak ürünümüze ulaşabilirsiniz.

Me and My Parrots - Ben ve Papağanlarım 

Maymunla Otoportre’de olduğu gibi Ben ve Papağanlarım isimli eserde de Frida’nın hayvanlar ile yakından temas kurduğu ve hayvanlara önem verdiği anlaşılmakta. Sanatına yakın tuttuğu hayvanlar özellikle sürrealist sanatta pek çok şeyi ifade edebilir. 

Eserde Frida’nın iki omzunda ve iki kucağında olmak üzere mavi ve sarı tonlarında papağanlar bulunuyor. Frida’nın elinde sigara var. Görüntüsü oldukça gerçekçi ve vakur bir duruş ile izleyiciye bakıyor. Gözlerinden ise pek çok duygu okunuyor. Frida ve Diego’nun eserleri arasında öne çıkan Ben ve Papağanlarım isimli otoportreyi dilediğiniz boyutta satın almak için Tablohane’yi ziyaret edebilirsiniz. 

Diego'nun Sanatı ve Politik Tutumu 

Diego Rivera politikayı sanatla bir tutarak durduğu yeri sanatla yansıtmak amacında olmuş. Devrimci sanatçı, toplumun yanında olarak, buna uygun eserler de vermiş. Toplumun sorunlarına yönelik eserler veren Diego siyasi partilerin içinde de yar almış ve kimi zaman bazı problemler yaşamıştır. 

Sanatında Sürrealizm ve Kübizm akımlarının etkileri görülür. Bazı eserlerinde üslup olarak Gauguin’in üslubunun etkileri vardır. Sanatında tıpkı Frida’da da görüldüğü gibi kendine özgü bir üslubu vardır ve sanatsal açıdan Frida Kahlo’nun üslup etkileri de Rivera’nın sanatında görülür. Dolayısıyla Frida ve Diego sanatsal açıdan birbirini beslemişlerdir denilebilir. Genellikle fresk çalışmayı seven Diego, resmini büyük alanlara yapar ve çoğu zaman burada oldukça karmaşık bir tarz benimser. 

Vendedora de Flores

Yukarıdaki görsele tıklayarak ürünümüze ulaşabilirsiniz.

The Flower Seller - Çiçek Satıcısı 

Çiçek Satıcısı isimli eser, oldukça etkileyici bir eserdir. Sürreal üsluba sahip eserde çiçek satan kadın yere çökmüş ve çiçek sepetini omuzlamıştır. Adeta devasa çiçek sepetinin altında ezilmek üzeredir. Buradaki çiçeklerin hepsi zantedeschia, yani beyaz gala çiçeğidir. Saflığı, zarafati, masumluğu ve umudu temsil eder. 

Arkasında ise oldukça iri yapılı bir adam sepetin ağrılığını yüklenmiş kadına destek olur. Bu eserde devrim, toplum, kadın kavramlarına yapılan olumlu odağı rahatlıkla görebiliriz. Hatta Frida ve Diego ilişkisini bile Rivera’nın gözünde nasıl olduğunu okuyabiliriz. Pek çok anlam çıkarabileceğimiz bu eserdeki derin sembolleri görebilmek, incelemek için Tablohane’den satın alabilirsiniz.

The Flower Carrier 1935

Yukarıdaki görsele tıklayarak ürünümüze ulaşabilirsiniz.

The Flower Carrier 1935 - Çiçek Taşıyıcısı 

Çiçek Taşıyıcısı isimli eser de Çiçek Satıcısı isimli esere çok benzer. Burada çiçek sepetinin yükü erkektedir. Yerden yüküyle kalmak üzere olan erkeğe kadın destek olur. Figürler gerçekçilikten ve gerçek anatomiden uzaklaşır. Resim, renk tonajı, figürleri ve tekniği itibarıyla Paul Gauguin tarzını andırıyor. Toplumsal açıdan da kadın-erkek eşitliği, dayanışma ve yardımlaşma konularına ışık tutuyor. Eser, Çiçek Satıcısı gibi Frida ve Diego’nun aşkının bir temsili de olabilir. Siz de bu değerli eseri satın alıp duvar tabloları olarak evinize renk katmak için Tablohane’yi ziyaret edebilirsiniz.